Mikro Eğitim Dökümanları

Mikro Eğitim Dökümanları

 

Kurulum Ve Ayarlar : Mikro muhasebe paket programını bilgisayara yükleyip çalıştırma, firma tanımlama, parametrik ayarları yapma, program menülerini ve kısa yol tuşlarını kullanma, yedekleme, güncelleme ve devir yapabilme yeterliliğinin kazandırıldığı öğrenme materyalidir.

İşletme Defteri : İşletme defteri için muhasebe paket programı kullanarak uygulayabileceği bir öğrenme materyalidir.

Personel : Muhasebe paket programı kullanarak personel işlemlerinin yapılacağı modüldür.

Ön Muhasebe : Muhasebe paket programını kullanarak ön muhasebe
işlemlerini yapabileceği öğrenme materyalidir.

Muhasebe : Muhasebe defterlerinin bilgisayar paket programı kullanarak düzenleneceği öğrenme materyalidir.

 

MİKRO MUHASEBE PAKET PROGRAMININ KURULUMU

Programın Bilgisayara Yüklenmesi:

Muhasebe paket programları cd, dvd ve usb bellek gibi kayıt ortamlarında sıkıştırılmış olarak alınır ve bu kayıt ortamından bilgisayarlara yüklenir. Günümüzde usb bellek üzerinde çalışabilen, böylece bilgisayar olan her yerde kullanılabilen programların yanı sıra internet ortamında kullanılabilen web tabanlı merkezi muhasebe programları yaygınlaşmaya başlamıştır. Böylece program yükleme, güncelleme derdi de bir ölçüde ortadan kalkmış olmaktadır.

Ticari işletmelerde kullanılmak üzeri alınan programların yüklendikten sonra lisans onaylama işlemi yapılır. Eğitim çalışmalarında kullanılan demo programlar için böyle bir işleme gerek yoktur.

Fakat gerçek uygulamalarda kullanılacak lisanslı programlarda program firması telefonla aranır, paket programın çalıştırılmasıyla ekranda beliren şifreler firmaya bildirilir. Satıcı firmanın vereceği karşı şifre bilgisayara girilerek işlem tamamlanır yada bu işlem internet üzerinde de yapılabilir. MİKRO MUHASEBE PAKET PROGRAMININ KURULUMU yazısına devam et

… Muhasebe Programını Nasıl Öğrenebilirim?

MİKRO MUHASEBE ile ilgili görsel sonucu

ETA, ORKA, LOGO, LKS, NETSİS, MİKRO, LUCA, ZİRVE, DATASOFT….

Yukarıda sıraladığımız kelimelerin her biri ayrı birer Muhasebe Paket Programıdır. Ve hepsi görsellik ve sistematik olarak çok farklı programlardır, daha doğrusu öyle görünmektedirler. Esasında hepsinin kendine özel meziyyetleri tabii ki var. Lakin kullanmak, öğrenebilmek çokta zor değildir. Zaten hiç bilmeseniz dahi en temel işinize yararayacak özellikleri 1-2 hafta gibi kısa süre içerisinde öğreneceksinizdir. Kendinize güvenmeniz şart ..!

Burada önemli olan muhasebe bilgi düzeyidir.

Genellikle mesleğe yeni adım atmış olan arkadaşlarımızın sık sorduğu sorular arasındadır: Şu programı nasıl öğrenebilirim? Bir başka handikap ise şudur: Bu programlardan birini bilmeyen meslektaşımız kendisini otomatikman eksi olarak değerlendirmektedir. Haklılık payları var. Çünkü iş ilanlarında “x muhasebe programını bilen personel aranıyor” şeklinde yazılar görmekteyiz. Buradaki eksikliği hemen farketmişsinizdir. İş ilanını veren kişi ya da kurumun hem muhasebe mesleğiyle hem de teknolojiyle alakalı bilgi düzeyi aslında yetersizdir. Hal böyle olunca iş ilanları da bu şekilde olmaktadır.

Neler yapabiliriz peki?

1-) Muhasebe bilgi düzeyinizi sürekli yükseltin ve güncel olun.
2-) Windowsu ve ofis (excell-word) programlarını derece olarak en az “iyi derecede diyebilecek kadar biliniz. Neden bunu söylüyoruz: Bilgisayar programlarını kullanabilmenin temel noktası budur. Muhasebe programlarının da artık windows tabanlı olduklarını unutmayalım..!
3-) İnterneti gelişi güzel değil de “neyi nasıl bulabileceğinizi ve nerede işinize yarar bilgi vardır” bilecek şekilde kullanın.
4-) En az 1 tane muhasebe programı iyi derecede bilinmelidir.

Eğer yukarıda saydığımız maddelerde kendinizi eksiksiz görüyorsanız geriye tek bir şey kalıyor. O da hangi muhasebe programı olursa olsun; bilmeseniz de, onu çok kısa sürede çözüp, kullanabilme alt yapınızın olduğunu muhatabınıza anlatmaktır.

Sputnik Sevgilim – HARUKI MURAKAMI

sputnik sevgilim inceleme ile ilgili görsel sonucu

Bu yazarın okuduğum ilk kitabı.

Merakla başladım ve keyifle okudum.
İlk önce “Sputnik” kelimesini araştırmakla başladım, zira anlamını bilmiyordum.
Sputnik , Sovyetler Birliği’nin 1957 yılında uzaya fırlattığı dünyanın ilk yapay uydusunun adı.

Rusça kelime anlamı yoldaş, yol arkadaşı demekmiş.

Kitabın ana teması bana göre yalnızlıktı.
Kitaptan bir alıntı:

“Neden insanlar bu denli yalnız olmak zorundalar? Neden bu denli yalnız olunmak zorunda? Bu dünyada bu kadar çok insan yaşarken, her birimiz bir başkasından bir şeyler beklerken, neden bu kadar yalnızız? Yoksa gezegenimiz, insanların yalnızlığından beslenerek mi sağlıyor dönüşünü?”

Kısaca konusuna gelince:
Kahramanlarımız iki kadın ve bir erkek. Kitapta ismi anılmayan K. genç, bekar bir ilkokul öğretmeni.

Baş rol oyuncumuz ise K. için çok değerli olan Sumire. 22 yaşında, en büyük hayali yazmak olan genç bir kadın.

Mui ise yıllar önce yaşadığı bir olayın etkisinde kalmış ve buna dayalı hayatı, iç dünyası ve ruhu değişmiş bir kadın. Ayrıca yabancı ülkelerdeki küçük şarap üreticileriyle iş anlaşmaları yapan ve ithal ettiği şarapları restoranlara satan bir iş kadını.

Sumire, Mui’nin şirketinde işe başlar ve birlikte iş seyehatine çıkarlar. Sonrasında tatil için gittikleri Yunan adasında umulmadık şeyler olur ve Sumire bir anda ortadan kaybolur ve Sumireyi arama süreci başlar.
Bu süreçte neler olur?

Yunan adasının tarihi hakkında bilgiler verilirken, Türkler için kullanılan cümleler hoşuma gitmedi ve bu ırkçı düşüncesini hiç sevmedim!!!! Belirtmeden geçemeyeceğim….

Üç karakterin de kendi iç dünyalarındaki sorgulamalar ve yalnızlıkları işlenmişti.

sputnik sevgilim inceleme ile ilgili görsel sonucu

Klasik müziğe dair keyifli esintiler vardı.

Kitabın sonu ise tamamen havada kalmış biçimde bitti. Sumire ile ilgili bir çok cevaplanmamış sorular vardı. Kitabın devamı olur mu bilemiyorum ancak bu şekilde çok eksik kalmış oldu….
Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.

Kitabı tavsiye ediyorum…

Bilmeniz Gereken 10 Modern Japon Yazarı

modern-japon-yazarlari-japon-sinemasi

Sizler için listelediğimiz ve eserleri İngilizceye çevrilmiş olan 10 yazar, Japonya’nın savaş sonrası (postwar) yazarlarıdır. Aşağıdaki yazarlar animeler, samuray veya kız öğrenciler hikayeleriyle değil, dönemini çevresel bir biçimde ele alan eserleriyle ve eserlerindeki figürlerle tanınmışlardır. Onlar Japon Edebiyatı’na herhangi bir kategoriye ait olması zor olan hikayeler kazandırmışlardır. Çünkü onlar savaş sonrası yazarları; bir grup sürgün, uyumsuz ve içe dönük kent sakinleri…

1. Kenzaburo Oe

kenzabure-oe-japonsinemasi

Modern Japon Edebiyatı’nın en önemli isimlerinden olan Kenzaburo Oe, 1935 Shikoku doğumludur. Ciddi ciddi yazmaya 1957 yılında (23 yaşında) başlamış ve 40 yıl sonra 1994’te Edebiyat dalında Nobel Ödülü’nü kazanmıştır. Türkiye’de özellikle Kişisel Bir Sorun eseri ile tanınan yazar, Japonya’nın gelmiş geçmiş en güçlü sosyal ve politik eleştirel yaklaşımını roman dünyasına taşıyarak Japon edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir. Bilinen eserleri; Kurbanı Kesmek (1957), Kişisel Bir Sorun(1964), Sessiz Çığlık(1967), Delilikten Kurtar Bizi (1969), Ayağa Kalk Genç Adam (1983)

2. Banana Yoshimoto

Banana Yoshimoto

Şiir, eleştiri ve felsefe alanında iyi bilinen ve Japonya’daki Yeni Sol hareketinin önderi olan Takaaki Yoshimoto‘nun kızı olan Banana Yoshimoto’nun asıl adı Mahoko‘dur. 1964 Tokyo doğumlu olan yazarın Banana ismini kullanmasının nedeni, muz çiçeklerini çok sevmesi ve bu ismin daha sevimli olmasıdır. 1988’de yazdığı Kitchen (Mutfak) romanı  en bilinen eseridir. 1993 yılında İngilizceye çevrilmiştir. Son çıkan kitabı The Lake (Göl), yas içinde bir kadını ve aşk ile nasıl değiştiğini konu almaktadır. Banana’nın çalışmaları genellikle gençlik problemleri, kentsel varoluşçuluk, gerçeklik ve hayal arasındaki sınırlar üzerinedir.

3. Haruki Murakami

Haruki-Murakami-japon-sinemasi

12 Ocak 1949’da Kyoto’da dünyaya gelen Haruki Murakami, Japonya’nın 20. yüzyıldaki en önemli ve popüler yazarlarından birisidir. azarın ilk kitabı olan “Kaze no Uta o Kike” Gunzou Edebiyat Ödülü’nü aldı (1979). Bu eseri takiben yazar “Hitsuchi o Meguru Booken” (1982) isimli romanını yazdı. Yazar bu eseriyle de Yeni Yazarlar Noma Edebiyat Ödülünü aldı. Ödül alan iki kitaptan sonra “Sekai No Owari to Haado Boirudo” (1985) geldi ve bu kitap da Tanizaki Ödülü’nü kazandı. Fakat yazarı dünyaya tanıtan ve kendinden söz ettiren kitabı tam 16 dile çevrilmiş olan “İmkânsızın Şarkısı (Norvei no Mori)” (1987) olmuştur. 1995’te yayımlanan“Zemberekkuşu’nun Güncesi” kitabı ile ertesi yıl da Yomiuri Edebiyat Ödülünü kazandı. Yazarın son çıkan eseri  1Q84’ü George Orwell’in 1984 romanından esinlenerek yazmıştır.

4. Ryu Murakami 

ryu_murakami

1952 Nagasaki doğumlu olan Ryu Murakami, Japon edebiyatı’nın tartışmalı figürlerinden biridir. Henüz üniversitede iken ilk romanı  Almost Transparent Blue (1976)’yu yazdı, sonrasında ise Coin Locker Babies. Her iki eserin odak konusu rock n’ roll, seks ve uyuşturucudur. 1999’da direktörlüğünü Takashi Miike’nin yaptığı Murakami’nin Audition romanı sinemaya uyarlandı. 1976’dan bugüne sayısız roman, kısa öykü ve denemeler yazdı. Esas olarak ise karanlık Japonya temaları: uyuşturucu kullanımı, cinayet, hayal kırıklıkları ve savaş temalarını eserlerinde işledi.

5. Natsuo Kirino

Natsuo Kirino

1951 Kanazawa doğumlu olan Natsuo Kirino, kariyerine romantik romanlar yazarak başladı ancak sonrasında dedektif romanları yazmaya başladı. Çıkış yapmasını sağlayan roman 1997’de yazdığı Out‘dur: Bento fabrikasında cani faaliyetler işleyen ve bunun sonucunda bedel ödemek zorunda kalan bir kadını konu alıyor. Kirino’nun İngilizce’ye çevrilen ilk kitabıdır. Sonrasında ise Grostesque ve Real World eserleri İngilizceye çevrilmiştir.

6. Shintaro Ishihara

Shintaro-Ishihara-japonsinemasi

1932 doğumlu olan Shintaro Ishihara bu listede şüphesiz en tartışmalı figürlerden biri. Profesyonel bir yazar olmayan Shintaro, aşırı sağcı politikacı olmasıyla birlikte eski Tokyo valisidir. Japonya’daki yabancılara karşı olmasıyla bilinir, özellikle Çinli ve Korelilere karşı. Politikanın ötesinde bir şeyler okumak  istiyorsunuz Shintaro’nun gençliğinde yazdığı değerli romanlar mevcut. Yazarın beğenilen ilk romanı savaş sonrası dönemde isyankar bir “güneş kabile” kültürünü konu alan Season of the Sun (1956)’dır.

7. Mitsuyo Kakuta

mitsuyo-kakuta-japonsinemasi

1967 Yokohama doğumlu olan Mitsuyo Kakuta‘nın  yazdığı bir düzine romanı vardır. Ancak bunlardan Woman on the Other Shore (2007) İngilizceye çevrilen ilk romanıdır. Roman 30’lu yaşlardaki iki kadının ilişkilerini keşfederken aynı zamanda bu iki kadının lise yıllarındaki travmatik deneyimlerini de incelemektedir. Kakuta, eserlerinde ben merkezci, soğuk ve Batı etkisindeki Japonya’yı eleştirir.

8. Teru Miyamoto

Teru Miyamoto

1947 doğumlu olan Miyamoto, Japonya’nın en çok okunan kurgu ve deneme yazarları arasında yer alıyor. İngilizceye çevrilen ilk eseri Kinshu: Autumn Brocade (1982)’dir. “Maboroshi no Hikari” adlı romanı 1995’te sinemaya uyarlanmıştır. Erken dönem eserlerinden “Doro no kawa” (Muddy River) Dazai Osamu Ödülünü ve“Hotarugawa” (River of Fireflies) Akutagawa Ödülünü almıştır.

9. Amy Yamada

Amy Yamada

1959 Tokyo doğumlu Amy Yamada, popüler modern yazarlardan biridir ve tartışmalı konu başlıklarıyla tanınır. Genellikle Japon toplumunda tartışılmayan konulara eserlerinde yer veriyor: seks, ırklar arası ilişkiler, ırkçılık, yabancı düşmanlığı. 1985 Bedtime Eyes romanı, Douglas Coupland’ın romanlarını andırır. Eser bir Japon kadını ile siyahi bir Amerikan erkeğinin ilişkisini konu alır.

10. Kenzo Kitakata

Kitakata_kenzo-japonsinemasi

1947 doğumlu Kenzo Kitakata, tarihi ve gizem türünde eserler yazarak, bu eserlerini ciddi bir kült takip ederek oluşturur. Genellikle James M. Cain ile karşılaştırılan yazar, Jo Nesbo çılgınlığına eşdeğer bir üne sahiptir. 1997’den 2001’e kadar Japon Gizem Yazarları’nda başkanlık yaptı. Aynı zamanda 13 ciltlik destansı bir Çin serisi olan “Romance of the Three Kingdoms”  (Sangokushi) ve “The Water Margin” (Suikoden)’in yazarlığını yapmıştır. The Cage  adlı romanı imza romanı olarak kabul edilir.

 

kaynak: http://flavorwire.com/175218/contemporary-japanese-writers-you-should-know

Küçük Prens

Küçük Prens_1280

– Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğimiz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar.

– İnsanın arkadaşını unutması ne acı.

– Demiştin ki: “Günde tam 44 tane gün batımı gördüğüm olmuştur.” Sonra da eklemiştin: “Biliyor musun, insan üzgün olunca gün batımının tadına daha iyi varıyor.” “Demek sen 44 gün batımı izlediğin gün pek üzgündün.” Küçük prens buna karşılık vermedi.

– Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa, yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir. “Çiçeğim işte bunlardan birinde.” deriz kendi kendimize. Ama bir de koyunun çiçeği yediğini düşün, bütün yıldızlar bir anda kararmış gibi gelir. Bu mu önemli değil?

– Bir yıldızda yaşayan çiçeği seversen, geceleri gökyüzüne bakmak güzel gelir. Bütün yıldızlar çiçeğe durur.

– Yıldızlar, gözden ırak bir çiçek yüzünden güzeldirler.

– Ama ben çiçeğimi gereğince sevmek için çok küçüktüm o sıralar.

22_1280

– Vardığı gezegende bir sarhoş oturuyordu. Orada az kaldı ama büyük bir kedere kapıldı. Dizi dizi boş ve dolu şişeler arasında ses etmeden duran sarhoşa sordu: “Ne yapıyorsun?” “İçiyorum.” diye karşılık verdi sarhoş. Sesi hüzünlüydü. “Niçin içiyorsun?” “Unutmak için.” Onun durumuna üzülmeye başlayan Küçük Prens: “Neyi unutmak için?” diye sordu. Sarhoş başını önüne eğerek içini döktü: “Utancımı unutmak için.” “Neden utanıyorsun?” Küçük Prens ona yardım etmek istiyordu. Ama sarhoş kesin bir sessizliğe gömülerek konuyu kapadı: “İçmekten utanıyorum.” Küçük Prens iyice şaşırmıştı, oradan uzaklaştı. “Büyükler gerçekten çok, çok tuhaf oluyor.” diye düşündü yol boyunca.

– İçlerinde arkadaş olabileceğim tek insan oydu. Ama gezegeni o kadar küçüktü ki 2 kişi almazdı.

– Öğleden sonra saat 4’te gelecek olsan, ben saat 3’te mutlu olmaya başlarım.

– Birinin sizi evcilleştirmesine izin verirseniz, gözyaşlarını da hesaba katmalısınız.

– İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir.

– Kimse yerinden memnun değildir.

– “İnsanlar arasında da yalnızlık duyulur.” dedi yılan.

– Anlıyorsun değil mi? Yol uzun. Bu bedeni taşıyamam. Çok ağır.

– Bırakılmış eski bir deniz kabuğu gibi olacak kalıbım. Eski deniz kabuklarına acınmaz ki.

– Herkesin bir yıldızı var ama kimseninki birbirine benzemiyor. Onlardan birinde ben oturuyorum, ben gülüyorum diye geceleri gökyüzüne baktığında sana bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Gülmeyi bilen yıldızların olacak senin. Bir gün üzüntün geçince (çünkü zamanla geçmeyecek üzüntü yoktur) beni tanımış olduğuna sevineceksin. Hep dostum olarak kalacaksın. Gülmek isteyeceksin benimle birlikte. Koşup pencereyi açacaksın. Gökyüzüne gülerek baktığını gören dostların şaşacaklar. Onlara diyeceksin ki, “Evet, ne olmuş, yıldızlara bakarken gülerim ben!” Seni deli sanacaklar başına çorap öreceğim bir güzel!

– “Acaba,” dedi, “bir gün hepimiz kendi yıldızımızı yeniden bulalım diye mi yıldızlar böyle parlıyor?”

30